Kahverengi

Küçükken arkeolog olmayı düşündüğüm bir zaman vardı. Bu fikir nereden çıkmıştı hatırlamıyorum. Belki de doğduğum yerin aynı zamanda antik bir Yunan kenti olması ile alakalıdır. Anadolu’da birçok şehrimizin arkeolojik açıdan zengin olduğunu biliyoruz. Fakat bu zenginliğin bize neler kattığını tam olarak bilmiyor olabiliriz.

Bu sıralar, 2020 Ekim’de yayına başlayan “Kahverengi Yol Panoları” programını (podcast) takip ediyorum. Programa katılan arkeoloji alanında çalışan akademisyenlerin bazıları uzun yıllar aynı kazı alanında bulunuyor. Yöre halkıyla olan ilişkilerini, çalışma yaptıkları alanda bulduklarının birçok açıdan önemini ilk ağızdan dinlemek keyifli. Diğer taraftan, programın bazı bölümlerine yazarlar, sanatçılar ve gezginler konuk oluyor.

Anadolu ve antik kentler demişken, görmemiz gereken onca yerin yanında, yeri bilinmeyen ya da ihtilaflı olan kayıp şehirlerimiz de var elbette. 2019 yılına ait akademik bir makale, “Trade, Merchants, and the Lost Cities of the Bronze Age“, Asurluların Orta Bronz Çağı’nda (M.Ö. 2000 – 1650) Anadolu’da ticaret yaptığı kayıp şehirlerin izini sürüyor. Aslında, tarihçilerin ve arkeologların bu şehirlerin potansiyel yerlerini tahmin eden çalışmaları bulunuyor. Bahsettiğim çalışmada, bilinen ticaret verileriyle iktisadi bir model kullanılıyor. Ve bu ticaret ağındaki bilinmeyen şehirlerin coğrafi konumları tahmin ediliyor.

Eski çağlardaki yapıların ve yaşamış insanların iktisadi yönleri daha çok ilgimi çekiyor şimdi. Fakat en başta söylediğim, küçüklük hayalimin kaynağı sanırım arkeolojinin gizemiydi. İngiltere’deki Stonehenge, Türkiye’deki Göbeklitepe gibi nice yapılarda gerçekleştirilen yeni çalışmaların o zamanları adım adım aydınlatması heyecan verici geliyor bana. Şehirler arası yollarda karşımıza çıkan ve çoğu zaman önemsemeden geçtiğimiz kahverengi panoları yeniden keşfetmenin zamanı gelmiştir belki de.

Yorum Yapın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir